Eşşek anlamaz…

Vur eşşeen sırtına tekdirden anlamaz,
Hoş görüden anlamaz, hoş laftan anlamaz
Ver zopayı affetme,  atasından ar edip
Eşşooğlueşektir hoş, -aftan anlamaz… HBB

İç’im İç’in için…

yok ki silüetinle işim
ta içinle benim derdim
iç’in için,yanar iç’im
için için yanar hemde..
seninde  iç’in, için için yanar mı,
iç’im iç’in için, için için yandığı için…
HBB

huruf-u mukatta

Kur’an-ı Kerim’de sadece harf olarak indirilmiş ayetlere deniyor. alimlerin izahına göre bu harfler müteşabbihattandır. yani manalarını yalnızca Allah (C.C.)bilir.

elif lam mimha mimya sinelif lam ra gibi cesitli surelerin basinda yer alan bu harflerin manasini kesin olarak bilinmese de, mutemel manalari uzerine islam alimleri bir cok yorumlar yapmislardir. hurufu mukatta harflerinin spesifik manalarinin otesinde hepsinin toplu olarak ifade ettigi bir mana vardir ki, o da sudur: “iste bu Kur’an’da rabbiniz sizin kullandiginiz harfleri kullanarak sizinle konusuyor. eger onun allah kelami olduguna inanmiyorsaniz, buyrun kullandigi harfler burada, siz de ona benzer bir söz soyleyin”.

huruf-u mukatta harflerinin cogundan hemen sonra gelen ayetin kur’an-i tarif edici olmasi bu yorumu kuvvetlendirmektedir.

bakara suresi:
1. elif lam mim
2. bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.

yusuf suresi:
1. elif lâm râ. bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.
2. biz onu, akıl erdiresiniz diye arapça bir kur’an olarak indirdik.

a’raf suresi
1. elif lam mim sad
2. bu, sana, kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.

huruf u mukatta harfleri ile muphem olarak yapilan bu meydan okumanin, bakara suresi 23-24. ayetlerde acikca yapildigini goruyoruz:

23. eğer kulumuza (muhammed’e) indirdiğimiz (kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).

24. eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. o ateş kafirler için hazırlanmıştır.

bu acik meydan okumaya, o donem edebiyatin ve sairligin zirvesindeki araplardan bir kisi bile cikip cevap verememisti, ki hala da kimse cevap verebilmis degildir. cevap verebiliyor olsalardi mallarini ve canlarini tehlikeye atip savasmazlardi.

Mukatta harflerle ilgili çeşitli fıkıh alimlerinin yorumları var ama elif, lam, mim ile ilgili bir yorum var ki bana çok mantıklı geldi, paylaşmadan edemeyeceğim…

Elif  (ا) : Allah kelamının ilk harfi aynı zamanda tek olmayı bir olmayı ve varoluşu temsil eder… yani ; ALLAH (C.C.) VARDIR ve BİRDİR

Lam(ل) : Kelime-i Tevhid’in ilk harfi… yani : ALLAH’TAN (C.C.) BAŞKA İLAH YOKTUR.

Mim (م) : Peygamber Efendimiz Muhammed (S.A.V)’in isminin ilk harfi.

Sanki harfleri bir araya getirince Kelime-i şahadet ortaya çıkıyor… Allah vardır ve birdir, Ondan başka ilah yoktur, Muhammed (S.A.V.) onun kulu ve elçisidir.

İşin daha da mucize kokan yanı bu mukatta harflerin tek başına 6 surenin başında geçiyor olmasıdır; (Bakara, Al-i İmran, Ankebut, Rum, Lokman, Secde) Kelime-i Şahadet ‘in imanın ilk şartı olduğunu hesab edersek, imanın 6 şartına işaret ediyor olması da olasıdır… Hata etmiş isek Allah Affetsin…

BKM kitap

bkm gazete ilanı
bkm kitap için hazırladığım gazete ilanı çalışması, hazır reklam çalışmasının BKM'ye entegresi demek daha doğru olur sanırım.. 🙂

UĞURlama…

Dost ne gün belli olursa, o gün yanında olmak

Doyasıya sarılmak, emanete, selamete salmak,

Uğuruyla  gelmemiş uğurlu görünenler,

Feleğin sillesini, okkasıyla hissetmek ne ise işte o.

Kardeş bilmek,

Uğurlamak istemek, UĞURlayamamak…

Hayde Uğurlu teskereler…

30tuz

Kapı çaldı…
Oturdu içime, keyfime Ot ttıkadı,
pastanın üstünde 3 deste mumla gelen ses,
kim o…
otuz…
hay Allah! evde yokuz…
ziyanı yok.
son kum tanesi geçene kadar boğazdan
emaneti taşıyoruz.
bitkisel yaşıyorduk ya zaten,
bundan sonra püsküllü otuz…

AŞAKA

Dev ağaçların dibinde biten bir sarmaşık türüdür aşaka. Tutunduğu ağacı öylesine sarar ki, bir müddet sonra ağaç sarmaşıktan ibaret olur. Kaybolur dev ağaçlar aşakanın kollarında. Aşaka ağacı oluverir birden… Sanırım bu yüzdendir; bir başkasını kendinden bir parça eden duyguya “aşk” denmesi…

antiemperyalizm

bağımsızlık fikrini bağımlılık haline getirip, bağlılıkları (inanç, kültür, örf) bağımsızlık adına ezmeye-eritmeye çalışmanın adı antiemperyalizm olmasa gerek. dindarları, muhafazakarları, inanarak inancını yaşamak isteyenleri ve onların bu yaşama savaşının bayraktarlığını yapanları “üçkağıtçılarrrr” diyerek damgalamak ve gerçek vatan satıcılarla aynı kefeye koyup tartıp sonrada yaşasın laiklik naralarına satmak emperyalizmin tam da istediği şey değil midir? tam bağımsız olabilmek; tek amacı özgürce yaşamak, okumak, çalışmak  isteyen de engel olunanların  fikrine zikrine kulak vermek  saygı duymaktır. o fikrin ifadesi için göğsünü siper edebilmektir. yoksa “sözde hak savunucu” birileri çıkar,  onlara “sözde” sahip çıkar, kandırır, amiyene tabirle üç kağıtlarına ataç eder, siz de emperyal emperyal antiemperyalizm savunuculuğu yaparsınız…

Mustafa ile Açılım üzerine

Mustafa :

Açıldınız; affettiniz,iş,aş vaat ettiniz.Ne akan kan durdu ne de Mehmetlerin ölümleri?? Sorumlular eserleriyle övünebilir artık!!!

Hakan :
30 senede topla tüfekle 30.000 can gitti Mustafam… 30.000 sene de geçse dağlarda aranan şeyin adı çözüm değil. ötekileştirilmiş bir milletin silkelenip kendine gelmesi de öyle 3-5 ayda olmayacak bu sürece aynı sırada okuduğunuz, zaman zaman ekmeğinizi paylaştığınız kürt arkadaşlarınızla yanyana kol kola destek vermezseniz ne ağlayan anaların gözyaşları, ne bayrağa sarılı tabutlar, ne de köpek gibi havlayan baydemirler biter.

Mustafa:
hakan… dağlarda süren dava sadece basit bir silah olayı değil ki?? zaman zaman avrupa ülkelerinden subayların eğitim verdiği hatta askerimize karşı eşkıyayla birlikte çatışmaya girdiği,abd helikopterlerinin çatışma sırasında bile erzak silah yardımı yaptığı bir olay.ama kim ne derse desin.kürt arkadaşlarım git gide bu ülkeden bizden uzaklaşıyor.baydemir,emine ayna,aysel tuğluk ya da leyla zanalar yüzünden..konuşmaları,yaptıkları hep ayrıştırma üzerine ve gücü elinde bulunduranlar bu ayrıştırmanın önüne geçmeye çalışırken bunların elini güçlendirdiler ve artık serbestçe ayrı bir devlet istediklerini de söylüyorlar zaten.dönsünler artık bu yoldan iş çığrından çıktı çünkü.bdp nin seçim otobüsünde koskocaman yazılarla yazılı olan slogan aynen şu: tek çözüm demokratik özerklik…ve bu adamlarla bu işbirliği yapılmaya çalışılıyor…

Hakan:
o yörenin halkına bunca yıl o sesler hükmetmiş. bilinçli ve sistemli bir şekilde cahil “bırakılmış”. devlet eliyle devlete düşmanlaştırılmış. o halk, düğününü basan, ibadetine engel olan, saat 5 den sonra sokağa çıkanı ortadan kaldıran askerler gördü. “memleketiiiiim” diye naralar atan insnların, memleketinin bir kasabasında köyünde görev yapmamak için kaçtığını gördü. sırf bu yüzden mesleği bırakan, dayılarını devreye sokan, işini yapmayan öğretmenler, doktorlar, memurlar gördü.
sistemli olarak eğitimden yoksun bırakıldı. dünyanın en verimli toprakları çorak bırakıldı. bir devre sahiplik yapan,ticaretin, tarımın, ilimin merkezi olan “mezopotamya” tarımdan, ticaretten, ilimden yoksun kaldı. o yoksun halka devletin vaadetmediklerini birileri çıkıp vaadetti ve bu 3 -5 yıl değil neredeyse 1 asır devam etti. onları herşeyden yoksun bırakanlar da bu vaadlerin sahipleriydi aslında. orda hep kaos istediler, istediklerini yaptılar. biliyorlar ki o yörenin kalkınması, orta doğu ile ticaretin, siyasetin kalkınması demek. bu da Türkiye’nin “dünyanın merkezi” olması demek.

iyi tahlil etmek lazım kardeşim, bu oyunu kürt halkı oynamıyor…amerika ile rusya tek bir mevzuda kayıtsız şartsız anlaşırlar, o mevzunun adı da “Türkiye” bu oyun büyük oyun. bu kan bitmeli, bitmeli ki bu tekere çomak sokabilelim.

Mustafa:
hakan o bölgede yıllarca köy hizmetleri,orman müdürlüğü ve çeşitli kurumlara ait iş makineleri yakıldı.hemen hemen her kurumda güneydoğu da öldürülmüş görevliler var.yıllarca araçların önü kesilip öğretmen,mühendis,kamu görevlisi gibi bölgeye katkı yapabilecek herkes öldürüldü. bu ülkenin tarihindeki en büyük proje olan GAP ta o bölgeye yapılan bir yatırımdı.sadece 253 tane öğretmen öldürüldü 15 yıl içinde.akşam yemeklerinden kaldırılıp ya da öğrencilerinin yanından alınıp kurşuna dizildiler.çoğu kez de köylerdeki yardımcıları ile birlikte yaptılar bunları.bütün bunları bir kenara bırakıp şunu yapmadık demeden önce yapmaya çalışılıp da engellenenleri de göz ardı etmemek lazım.ama bunları sadece bugünle dünle sınırlamak da çok doğru değil.kurtuluş savaşı sırasında ve sonrasında bile ingiliz ya da amerikalılarla işbirliği yapıp isyan çıkarıldığını düşünürsek.birşey yapmaya çalışmanın da pek anlamı kalmadığını görürüz.son açılım olayı da bunun en büyük kanıtı oldu.ne yapmak istersen iste.sanatçılar,işadamları vs herkes destek verdi ne oldu.7-8 tane ilde istediği an başbakanı yuhalatıp,etrafı yakıp yıkacak gösteriler düzenleyenlerin sesi yükseldi ve şu an aynı kişiler bu süreç iyi yönetilmedi,başbakan samimi değildi gibi pişkin konuşmalar yapıyor.büyük resim göz ardı ediliyor bence..

Hakan:
bu iş için aklı selim kürtlerin senden benden fazla mücadele etmesi lazım. işin kötüsü aklı selim olanın fikri kayık genelde.

bir bir ortaya çıkacak ve herkes görecek o otobüs yakanlar da, bölgeye gelen öğretmenleri kurşuna dizenler de yöre halkı değil. ama ziyadesiyle kullanıldılar. hala kullanılıyorlar. 5 yaşında çocuğu militan gibi giydirip zafer işareti yaptırıyorlar. hep bi dolduruş halindeler.

Tuncelide karakol basılıyor. bir hafta önceden istihbarat geliyor. her an bi saldırıya maruz kalabilirsiniz deniyor. hiçbir tedbir alınmıyor nöbetçilere çelik yelek giydirmekten başka. sonuç 4 şehit biri de yaşam mücadelesi veriyor. ama genel kurmay başkanı açıklama yapıyor sis vardı kobra yardıma gidemedi. bu mudur dünyaya meydan okuyan Türk askerinin hareket – istihbarat kabiliyeti. şimdi ben nasıl bu askerden emin olayım.

o bölgede çalışan görev yapan rütbelilerinin hepsi aynı şeyi söylüyor. bu iş topla tüfekle bitmez. biz dağa intikale çıkarken örgüt kahvede propaganda yapıyor. döndüğümüzde muhtar, bakkal, köyün delisi militan oluyor. silah yığınak yapsam ne olur sabah su veren çocuk akşam “biji pkk” diye bağırıyor.

haklısın devlet özal döneminde büyük yatırım yaptı bölgeye.nasıl bi tesadüftür ki aynı dönemde PKK hortladı. güzel güzel halkı sömüren aşiret reislerine birileri gelip buna karşı dur yoksa ağalık elden gider dediler. GAP da ne ki ; dönen koca tekere çomak sokmak demekti bu. ağa karar alırsa marabaların boynu kıldan incedir. siz davranın aşiretimle arkanızdayız dediler. ve hep kullanıldılar. kullanıldılar.

hata elbetteki sadece bizde değil. bir türlü kafaları basmadı. bi oyunun içinde olduklarını bi türlü anlayamadılar. kim bilir belki de hiç anlamayacaklar… ama fikri akla kurşunla sokamazsın, kanda çare bulamazsın, o kesin…