El Divanı

ünlü şairler, beğenilen şiirler, manzumlar, nesirler…

Yer

kısmetindir gezdiren yer yer seni,
arşa çıksan âkıbet: yer, yer seni.
ânın içün, ânın adı yer oldu,
önce besler, sonra kendi yer seni

Kemal Paşazade…

Bad-ı Saba

Kan aktığı günden beri cân ü tenimizden
Yâkuut fer almış denilür ma’denimizden

Bir gün ser-i kûyundan eğer geçsek o mâhın
Billâh o çemenzâr yanar dâmenimizden

Bir şeb bizi sevketse felek mev’id-i aşka
Vuslat tutuşur şûle-i pîrâhenimizden

Erbâb-ı temâşâya sehergâh-ı bahârân
Bir levha-i hûnin görünür şıîvenimizden

”Biz bülbül-i muhrik-dem-i şekvâ-yı firâkız
Âteş kesilür geçse sabâ gülşenimizden”

Yahya Kemal BEYATLI

Nabi’den Seçmeler

Kimdir bizi men eyleyecek bağ-ı cinandan,
Mevrus-i pederdir gireriz hane bizimdir.”

(Cennet bahçelerinden bizi men edebilecek olan da kimmiş.!? O ev bize Adem atamzıdan mirastır, elbette gireriz.)

“Kalem kec-dil, mürekkeb rû-siyeh, kağıt dü-rû bilmem,
Kimi etsem o şûha arz-ı hâlim yazmada mahrem. ” (Nabi)

(Kalem eğri dilli, mürekkep siyah , kâğıt iki yüzlü! Şimdi sevgiliye arzu halimi yazmaya kimi mahrem kılayım?)

Gelsen de bir Gelmesen de

Artık olan oldu bize
Gelsen de bir gelmesen de
Gelemeyiz biz yüz yüze
Gelsen de bir gelmesen de

Hep kendini çektin naza
Yok bahara yahut yaza
Bıktım gayrı yaza yaza
Gelsen de bir gelmesen de

Bir candır bu bir andır bu
Giden gelmez bir handır bu
Dağ taş değil insandır bu
Gelsen de bir gelmesen de

Göreceğim bir boş kafes
Ceset kalmış çıkmış nefes
Nerde o can nerde o ses
Gelsen de bir gelmesen de

Osman Yüksel Serdengeçti

Karacaoğlan

Seyyah oldum gezdim gurbet elleri
Kar etti canıma yeter ayrılık
Anlatayım başa gelen halleri
Ölümden çok çektim beter ayrılık

Gurbet eli bizim için yapmışlar
Çatısını çok muntazam çatmışlar
Ölüm ile ayrılığı tartmışlar
Elli dirhem fazla gelmiş ayrılık

Karac’oğlan der ki telkin verince
Ötüşür bülbüller gonca gülünce
Ben orda yar burda böyle kalınca
İster ölüm olsun ister ayrılık

Kime yar oldu felek

Bu yokluk ülkesine ibretle bak ey can
Gafleti elden bırak, boş değildir bu meydan
Hani Sultan Süleyman, hani Han-ı İskenderan
Yüz bin ömrü bahtiyar geçirsen bile bir an
Ne güle kalır, ne bülbüle kuzum bu cihan
Kime yar oldu felek, görülmedi bunca zaman…

Tamaha hırsa uyup nefs ile perişan olma,
Rahatın elden gider, şöhret, şan olma,
Mahrum kalma, eriş ariflerin sohbetine
Aldanma dünyanın saltanat ve servetine…

Dünya zevklerine aldanmadı ehl-i kemal
Bildiler hepsi gölge, hava, oyun ve hayal
Dünya zevkleri ancak havadan misal
Aşkın eteğine tutunup herkes buldu visâl…

Mevlana

Bir delinin Mal Beyanı

1- Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
2- Gökyüzünde bir bulut
3- Bitlis’te beş minare
4- Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5- Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri
yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
6- Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7- Palandökende bir palan, iki döken
8- Kastamonu’da üç kasto
9- Üç fay hattı
10- Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma
11- Dünyada mekan
12- Ahirette iman
13- Denizde kum
14- Uzayda yerçekimsizlik
15- Bir çuval gazoz kapağı
16- Bir kibrit kutusu sigara izmariti
17- On sekiz saç biti
18- Biri İngilizce 6 adet küfür
19- Yirmi tane boş naylon poşet
20- Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
21- Bir sürü saç sakal, kıl, tüy, yün
22- Uç ayrı parkta, üç ayrı belediyeye ait, üç ayrı banka reklamlı bank
23- Bir ayakkabı çekeceği
24- İki büyük taş kütlesi
25- Bir adet ağaç gölgesi
26- Üç kuş kanadı sesi
27- Bir sürü kedi, köpek
28- Bir Marmara Denizi
29- Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
30- Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
31- Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
32- Nakit 15 kuruş
33-Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür

Met-Üst

demedim mi…

sakın cahilin yanına
varma gönül demedim mi
müşkül olsa da halını
sorma gönül demedim mi
ben sana söylemedim mi

aç gezer ol, tokçasına
muhannetin akçasına
namussuzun bahçasına
girme gönül demedim mi
ben sana söylemedim mi

bulamaz dost arasını
eksik alır darasını
kabuklaşan yarasını
sarma gönül demedim mi
ben sana söylemedim mi

ipek’i düşürdün aşka
görmeseydim seni keşke
kendi kusurundan başka
görme gönül demedim mi
ben sana söylemedim mi

 

Seyrani

 

Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda seyran beğenmez
Medrese kaçkını softa bozgunu
Selam vermek için insan beğenmez

Alemi tan eder yanına varsan
Seni de yanıltır mesele sorsan
Bir cim bile çıkmaz karnını yarsan
Meclise gelir de erkân beğenmez

Her çeşit insandan birkaç eşi var
Mektepten kovulmuş günah işi var
Rabbi yesirde dört yanlışı var
Tahsil etmek için irfan beğenmez

Ellerin evinde çul fîraş olur
Burnu sümüklüdür gözü yaş olur
Bayramdan bayrama bir tıraş olur
Gider berbere de dükkân beğenmez

Dağlarda taşlarda dolaşan Yörük
İnsanlar içine çıkmayan hödük
Bir elife dili dönmeyen sürtük
Şehirde tecvitle Kuran beğenmez

Yayladan yaylaya konup göçer de
Arpayı buğdayı ekip biçer de
Mısır yaprağın kıyıp içer de
Tütünü bulunca duman beğenmez

Bir odası vardır gayet küçücek
Kendi aklı sıra keyf yetirecek
Bir çanağı yoktur ayran içecek
Kahveyi bulunca fincan beğenmez

Seyranî söyledi bu doğru sözü
Haddeden çekilmiş doğrudur özü
Şehre gelin gitse bir köylü kızı
Lal ü güher ister mercan beğenmez

Nesimi

Mende sığar iki cahân, men bu cahâna sığmazam,
Gövher-i lâmekan menem, kövn ü mekâna sığmazam.

Erşle ferş ü kâf u nun mende bulundu cümle çün,
Kes sözünü vü ebsem ol, şerh ü beyâne sığmazam.

Kövn ü mekandır âyetim zâti durur bidayetim,
Sen bu nişanla bil meni, bil ki, nîşâne sığmazam.

Kimse güman ü zenn ile olmadı Heg ile biliş,
Hegki bilen bilir ki, men zenn ü gümâne sığmazam.

Surete bak u me’nini suret içinde tanı kim,
Cism ile can menem, velî cism ile câne sığmazam.

Hem sedefem, hem inciyem, Heşr ü Sîrat esenciyem,
Bunca kumaş u reht ile men bu dükkâne sığmazam.

Genc-i nihan menem men uş, eyn-i eyan menem, men uş,
Gövher-i kan menem, men uş, behre ve kâne sığmazam.

Gerçi mühît-i e’zemem, adım âdemdir, âdemem,
Dar ile künfekan menem, men bu mekâne sığmazam.

Cân ile hem cahan menem, dehr ile hem zaman menem,
Gör bu letîfeyi ki, men dehr ü zamane sığmazam.

Encüm ile felek menem, vehy ile hem melek menem,
Çek dilinü ve ebsem ol, men bu lisâne sığmazam.

Zerre menem, güneş menem, car ile penç ü şeş menem.
Sureti gör beyân ile, çünki beyâne sığmazam.

Zat ileyem sıfat ile, kedr ileyem berat ile,
Gülşekerem nebat ile beste dehâne sığmazam.

Nâr menem, şecer menem, erşe çıkan hecer menem,
Gör bu odun zebânesin, men bu zebâne sığmazam.

Şems menem, kamer menem, şehd menem, şeker menem,
Rûh-i revân bağışlaram, rûh-i revana sığmazam.

Gerçi bu gün Nesîmiyem, Hâşimîyem, Kureyşiyem,
Bundan uludur âyetim, âyet ü şâne sığmazam.

Benim Annem

benim annem yüz lisan bilir
yüzü de güzel
her bedende bir insan bilir
sözü de güzel
sözü de güzel
özü de güzel
benim annem yüz lisan bilir
yüzü de güzel
benim annem yüz mevsim açar
yüzü de bahar
kan ağlasa da gülücük saçar
sözü de bahar
sözü de bahar özü de bahar
benim annem yüz mevsim açar
yüzü de bahar
benim annem yüz can kuşanır
yüzü de melek
her biri bir ömür yaşanır
sözü de melek
sözü de melek özü de melek
benim annem yüz can kuşanır
yüzü de melek

izle

Ömer Lütfi Mete

Gülce

Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gözleri bir red, bir davet…
Gülce’m uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce semavi bir afet
Peri değil
Huri değil
Gülce beyaz sihir
Canıma bedel bir naz
Name nurdan zehir
Gülce arafatta infaz
Bi tek bakışıyla suyum ısınır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Cahil cesaretimi alem bilir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarz’dan
Deccal’dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce’den
Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum

 1981

 Ömer Lütfi Mete

Bedirhan Gökçe Yorumu

Üzgünüm Leyla

Dertliyim ruhuma hicrânımı sardım da yine
İnlerim şimdi uzaklarda solan gün gibiyim
Gecenin rengini kattım içimin matemine
Sönen ümid ile günden güne ölgün gibiyim

dinle

1 2 3  Scroll to top