23rd Oca

23rd Oca

23rd Oca

23rd Oca

23rd Oca

23rd Oca

23rd Oca

ekocet kurumsal kimlik alternatif çalışma

26th Ara

50.000 öğretmene atama sözü verildi… Sonra hesap kitap yapıldı, yorgan boya kısa geldi, “bütçe yeterli değil” 15000 atama yapabiliyoruz dendi, memleketin hesabının şaşmaması için öğretmenlerin hesabına ayar çekildi. “Öğretmenlerimizden özür diliyoruz ama bu atamaları yapamayacağız” dendi. Atama bekleyen 200.000, öğretmene “boş beklemeyin başka işlere yönelin” şeklinde kimsenin aklına hayaline gelmeyecek engin fikirler, ufuk açıcı öneriler sunuldu. Aziz millet, öğretmenlerine üzüldü ama istikrarın bozulmaması için hükumetine sahip çıktı… Öğretmenlerine “şşşş bağırıp çağırmayın, bi siz mi varsınız ayol koca memlekette, hesap tutmuyor anlasanıza” dendi. Öğretmenler sustu, kimi sabır taşı oldu beklemeye devam etti, kimi tavsiyeleri dinledi başka işlere yöneldi.

Aradan zaman geçti… KCK tutuklamaları, Yerli Otomobil, Kanalistanbul,  Rum Petrolü, Azeri Gazı, Füze kalkanı, Arap baharı, Suriye resti, İran tehdidi, Terör olayları,Şike yasası, Van depremi, fransa’nın soykırım yasası… Gündem durulmadı… Her bir meselenin bütçeye ayrı ayrı etkisi söz konusu, ne iyi edilmişti de öğretmen atanmamıştı, maazallah yoksa bunca sıkıntıya bütçe mi yeterdi. Gelecek yılın bütçe planı hazırlandı, kemerleri sıkmak lazımdı malum dert çok nakit yoktu, “memura %4, işçiye %4 zam yeterdi, asgari ücretli zaten çelikli mevzuya; %4 de ona verdik mi kâfi gelir”dediler. Biraz hır gür uzlaştılar…

“E biz?” dedi içlerinden birileri “bize zam yok mu?”

Olmaz mı, milletin derdini üstleniyorlar, üç kuruşa kanaat ediyorlar, zaten hepsi yoksul ailelerden gelmiş, fukara fabrikatörler, müteahitler, tüccarlar, armatörler sonuçta… İhtiyaçları var, haklarıdır, memleketin onuru bi yerde. Koskoca Türkiye Cumhuriyetinin, Milletinin, Vekilinin maaşı 12.000 liracık olur muymuş…

“%100 nasıl?” yetmez ama şimdilik idare edecekler artık… İyi de 4 sene mebusluk, sonra yine fabrikatörlüğe, müteahitliğe, tüccarlığa, armatörlüğe talim, yazık değil mi milletimin vekiline, mecliste terini akıtmış, çalışmış kendini milletine adamış vatan evlatlarını bu devlet emekliliğinde sahipsiz mi bırakacak? olmaz öyle şey; bi %100′de emekli vekil maaşlarına… Hemfikir miyiz? 550′yiz fire yok… Maaşallah… Böyle uzlaşma cihanda görülmemiştir, memleketin mühim meselelerinde meclis nasıl uzlaşıyor görsün cümle alem, görsün de ibret alsın…

Şükür ki adalet sağlandı, asgari ücretli işçinin 700, işçi emeklisinin 800, memurun 1300, öğretmenin 1600, şehitliğe sinesini açmış askerin 2000, doktorun bile 2500lira aldığı yerde milletvekilinin 20.000 liradan aşşağı alması ayıptır, emekli mebus 4000 liraya mahküm edilir mi? zuldür yahu, 8000 oldu… Neyse ki bütçe ölçüsünde zammı yaptık da bu ayıptan yakamızı silktik…

Necip Türk Milleti’nin vekillerine bu ayıptan döndükleri için teşekkür etmesini istirham ediyor, aşağıya ulaşabileceğiniz faks numaralarını ve mail adreslerini iliştiriyorum…

Abdullah Gül :

Faks: 0 (312) 470 13 16

mail:cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr

http://twitter.com/#!/cbabdullahgul

Cemil Çiçek

Faks: 0312 420 51 65

mail:cemil.cicek@tbmm.gov.tr

Recep Tayyip Erdoğan:

Faks: 0312) 422 10 00

mail : bimer@basbakanlik.gov.tr

Kemal Kılıçdaroğlu :

Faks: 0 (312) 420 52 82

mail: kemal.kilicdaroglu@tbmm.gov.tr

http://twitter.com/#!/kilicdarogluk

http://www.chp.org.tr/?fikrinisoyle=oneri-ve-elestirilerinizi-bizimle-paylasin

Devlet Bahçeli :

Faks 0 (312) 420 52 48

Mail : devlet.bahceli@tbmm.gov.tr

http://twitter.com/#!/dbdevletbahceli

Bülent Arınç:

bulent.arinc@tbmm.gov.tr

http://twitter.com/#!/bulent_arinc

Suat Kılıç

0312 408 20 10

http://twitter.com/#!/GSB_SuatKilic

Muharrem İnce:

0 (312) 420 52 82

muharrem.ince@tbmm.gov.tr

Oktay Vural:

0 (312) 420 52 48

oktay.vural@tbmm.gov.tr

http://twitter.com/#!/oktay_vural

Sırrı Süreyya Önder

Faks:0 (312) 420 69 78

sirrisureyya.onder@tbmm.gov.tr

http://twitter.com/#!/sirsureyya

Gürsel Tekin:

Faks:0 (312) 420 69 65

mail:gursel.tekin@tbmm.gov.tr

http://twitter.com/#!/gurseltekin34

Tüm Milletvekilleri: http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/milletvekillerimiz_sd.liste

Yeni anayasada konunun ele alınmasına katkıda bulunmak için :

http://yenianayasa.tbmm.gov.tr/gorusgonder.aspx

24th Kas
Dersimde 13 bin bilmem kaç kişi devlet eliyle öldürülmüş…
Söylemesi ne kadar kolay 13.000… Birden 13.000 e saymaya başlayın hele kaç saatte bitecek.
Su vakit Dersim üzerinden bir siyaset yürüyor anlamak mümkün değil. Biri çıkıyor açıkla diyor, öteki zaten gizli de olmayan malûmu ilan ediyor. Ben devletim özür diliyorum, de hadi sen de dile diyor. Öteki kenarda köşede bişeyler daha olacaktı onları da açıkla diyor. İki siyasi “dersim’i almışta ediyor ezber…” Mezar taşlarına söverek başlayıp, yine mezar taşlarından dilenen özürlerle devam eden bi sidik yarışıdır gidiyor. Haticelerle depreşirken netice güme gidiyor.
Vaktiyle son Osmanlı dönemi ibret gösterilerek geçmişin cümlesine sövenler vardı. Şimdi de İnönü’nün basiretsiz, işbilmez politikaları vesikası ile Cumhuriyet dönemine sövenler peydah oldu.Amca çocuklarının birbirlerinin babalarına sövmesi gibi. Biri de çıkıp “ulen sizin dedeniz bir, neyin kavgasındasınız” demiyor. Osmanlıya sövenlerin Osmanlı soyundan geldiklerini unuttukları gibi, Cumhuriyet’e sövenlerin, Cumhuriyet’e kavuşmak için kan döken atalarının, dedelerinin mücadelelerini unutmaları ne acı…
Koca bir milleti kendi soyuna sövdürmemek için geçmişi iyi öğretmek lazım… Sonuna “cı-cu” eklenen kelimelerle memleketi saflara ayırıp,tarihin cephaneliğinden yüklendiğiniz silahlarla vurmaya kalkarsanız o cephanelikten sizleri de vuracak silahlar çıkacağını unutmamalısınız. Ki zaten her halükârda karşı taraf diye vurduğunuz kendinizsiniz.
Dersim, bir ayrılıkçı isyan girişimine, ölçüsüz bir müdahale ile kesilen hesabın adı iken bugün bir başka ayrılıkçı söylemin çıkış noktası…
Dünü, bugünü, yarını bilmek, öğrenmek, öğretmek çok önemli. Bu önemli yükü sırtlanan öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum… Dersim’i bırakalım, biz dersimize bakalım…
23rd Kas

Kime desem derdimi,
Sus anlatma der dimi?

27th Eki
tabur tabur irin doldu habur…
dağ taş kan, kandil ekskalibur… nerdesin lan kral artur…
26th Eki

Merhamet taVAN yapıca,
Ayrılıkçı sözler yaVAN kalır…

20th Eki

Kürt hareketi kürtlerin hareketi değil…
Bunu artık kürtler de anlamalı…
Kürt hareketi Türkiye’yi istedikleri şekle sokmak isteyen dış güçlerin torna tesviye mekanizmasıdır.İstedikleri eksende dönmeyen dünyaya müdahale, egemen güçlerin tabiileşmiş yöntemidir… Görmeyen yada görmek istemeyenler mevzuyu hükümetere, yönetimlere, askeri eksikliklere dayandıradursun, son saldırıda kullanılan yöntem terör örgütünün arkasında profesyonel güçler olduğunu ayan beyan gözler önüne seriyor.

Gelişen güçlü bir Türkiye hem avrupanın hem de dünyaya istedikleri şekli vererek yöneten egemen ülkelerin hiç de işine gelmiyor. Asla yüzümüze kapatılmayan ama hiçbir zaman da açılmayan AB kapısı oyalama mekanizmasından başka bişey değil. Eksenini doğuya çevirecek Türkiye’nin önlenemeyecek şekilde güçleneceği, temel dinamiklerine, sorunsuz bir doğu anadolu gücünü ekleyen Türkiye’nin karşısında durlulamayacağı bir gerçek.
Öte yandan dünyanın en verimli topraklarını, mezopotamyayı mayın tarlasına çevirerek mevcut potansiyelini kullanılamaz hale getirilmesi için terör örgütlerini, statükonun gözünü para bürümüş işbirlikçilerini kullandılar. Bölge halkını ezerek, eğitimsiz bırakarak, korkutarak, birbirine kırdırarak göçe zorladılar. Basit yatrımlarla büyük kazançlara dönüşecek gelişmelere engel oldular. Güvenlik harcamaları yüzünden bir türlü belini doğrultamayan ekonomiye bir de kendiliğinden vergi muafiyeti kazanan bölge halkının yükü binince istedikleri gibi yoğurulacak hamurun kıvamı tutturulmuş oluyordu.

Bazı şeyleri iyi tahlil etmek neyin ne olduğunu iyi anlamak gerekiyor. PKK asla kürt halkının haklarını savunmak, özgürlük mücadelesinin direnişçisi olmak gayesinde değildi. Bölgede yapılan yatırımları engellemek, okulları yakmak, hastaneleri basmak, kendi halkına zulmetmek gibi icraatları asıl amaçlarının ne olduğu ortaya koyuyor zaten. Kendilerini bölge halkının yılmaz savunucuları gibi gösteren BDP’nin de neye hizmet ettiği aşikar. Bu noktada kürt halkının neyin doğru neyin yanlış olduğunu iyi anlaması gerekiyor. Kandırılarak dağa gönderilenler evlatları ve çoğu zaman dağdaki teröristle savaşarak şehit olan yine evlatları.

Bu memleketin insanı ırksal farklılıkları, kürtlerin umursadığı kadar umursamıyor. Kimse başbakanının, cumhurbaşkanının, marketçisinin, fırıncısının, minibüs şoförünün, sanatçısının ırkına bakmıyor.Memleketin hiçbir meslek kolunda, bürokrasinin, idarenin ve hatta meclisin hiçbir kademesinde böyle bir ayrımcılık söz konusu değil. Bi ayrım söz konusu olsaydı bu mücadele belki anlamlı olabilirdi.Ama ne kadar anlamsız bi kısır döngünün içerisinde olduklarını önce kürt halkı anlamalı.Kimsenin kendilerine istedikelri şekli vermesine, hamur gibi yoğurmasına müsade etmemeli.Aksi halde bu ırksal ayrışmadan en büyük zararı kendileri görecekler. Bu ayrışmaya destek verirlerse kürt cumhurbaşkanı istemem, kürt marketinden alışveriş yapmam, fırınından ekmek almam, minibüsüne binmem, sokağından geçmem diyen bi karşı duruş bulacaklar…

Bakınız sadece Türkiye değil Dünya birilerinin elinde hamur gibi yoğuruluyor.

Batının seçip başa geçirdiği sözde liderler, sözde kurtarıcılar, sözde din adamları, sözde kahramanlar eliyle varlık içinde yokluk çekti kuzey afrika ve arap dünyası.Arap baharına giden yolda çok çile çekti islam dünyası… Humeyni devrimi ile bölgedeki gücünü kaybeden ingilterenin, iranın başına muasallat ettiği bi maşa idi saddam. Miadını doldurdu, işlevini yitirdi ve sözde özgürlükçü amerika ırak’ın mehtisi saddamı bitirdi… ikinci dünya savaşı sonrası kendi halkının kurtarıcısı olarak gösterilen, sözde kahraman liderler, sözde bağımsızlık mücadelelerini kazanarak, yine egemen güçler eliyle kuzey afrika ülkelerinin başına getirildiler. Kaddafi, Mübarek, Enver Sedat ve diğerleri… Sözde kahramanlar kendi ülkelerinin kurtarıcısı olmanın halka verdiği güvenle yıllarca iktidarların değişmez hakimleri oldular.  Kuzey afrikanın zenginlikleri, bu kahraman liderler eliyle batının emelleri doğrultusunda talan edildi yıllarca. Halk doğru olanın ne olduğunu anladığında yitik bir neslin yasını tutuyor vaziyette buldu kendini.
Dünya küresel bir satranç tahtası haline döndürülmüş vaziyette. Bu topraklarda da yaşatılanlar bu oyunun bir parçası sadece. Aynı güçler, bir ırkın gençliğini kirli emellerine alet ediyor. Bu ülkenin gelişime meyil bulduğu her noktada işbirlikçi mekanizmayı devreye sokuyor. ve birileri farkında olmadan maşa oluyor.Oysa birilerine maşa olarak saadete ereceğini düşünen teba sade çile çekmeye mahkumdur. Ateşi tutan el yanar, maşayı tutan değil…Kendi kendimizi vurmaya… Kendi neslimizi yitirmeye devam ediyoruz…

Başta söylediğim gibi,
Kürt hareketi kürtlerin hareketi değil…
Bunu artık kürtler de anlamalı… ve vatansever kürtler bunu anlatmak için taşın altına elini sokmalı, birşeyler yapmalı…

14th Eki

Ömrünü eğitimle geçirmiş bir insanın, liselerde tercih sıkıntıları çekmiş, üniversite sınavlarıyla yıpranmış, binbir zorlukla üniversiteler bitirmiş bir gencin hayattaki en büyük gayesinin devlet memurluğu omasını anlayamıyorum. Bir binanın içine kapatılıp, monoton bir bürokrasinin çarkı olmak nasıl bi idealist anlayışın sonucu olabilir.

Garantici zihniyet “sırtını devlete yasla gerisini koyver gitsin” diyor. Diyor da; ilim-irfan sahibi, okumuş, eğitilmiş taifeler nasıl oluyor da bu nasihatin peşinden gidebiliyor… Bir memlekette idaelist bir gencin memur olmak en büyük hayali ise ya o memlekette bi sıkıntı vardır ya o gençlerde. Memlekette sıkıntı var ise çare yine gençlerde…

Vaziyet itibariyle memur kurulu düzenin çarklarından biridir, olmazsa olmazdır, önemlidir. Ama modern toplum gençliğinden kurulu düzenin çarkı olmaktan fazlası beklenir. Yaratıcılık, açık fikirlilik, gelişimcilik, girişimcilik, azim, kararlılık beklenir… Hayatını bir sınava ve onun olmazsa olmalzarına bağlayan gençlikten ne beklenir bilemiyorum…

Dünya, Türkiye üzerine kilitlenmiş vaziyette. Yepyeni sayfalar, yeni fırsatlar ikliminin arefesindeyiz, daha fazla girişimciye, daha fazla genç beyine ve daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var. Bu ihtiyaçları yük bilip umutla arkanıza baktığınızda KPSS’den meded uman bir gençlik görmek motivasyonu nasıl etkiler varın hesabı siz yapın… Yeniden diriliş için umutlu gözlerle gençlerinin gözlerinini içine bakan bir ükenin gençleri, devlet bize iş versin diyorsa bi yanlışlık var diye düşünürüm… Devlet bize imkan versin, olanak tanısın, teşvik etsin, destek versin denmesi kadar normal birşey yok.. Ama devlet bize iş versin kolaycılığına kaçmak birilerinin olabilir ama gençlerin söylemi olmamalı…

Arada bir silkinmek biraz da özeleştiri yapmak gerekir. Düzenli, huzurlu, geleceği garantide bir yaşamı herkes ister, herkes bunun arzusu içredir. Bu düzenli yaşam ve gelecek garantisininin memleketimizdeki yegane kalesi devlet memurluğu. Düzen ve gelecek garantisi bireyler için iyi hoş da devletin geriye kalan unsurları için ne getirir ne götürür iyi hesab etmek lazım. Hele hele “e artık memur oldum, zaman yatma zamanıdır.” şeklinde sabit bir fikre dönüşen algı tüylerimi ürpertiyor. 5 memurun toplanıp özel sektörde bir personelin 1 saatte yaptığını bir günde yapamaması garabetini bir ben görmüyorum herhalde. Öğlen paydosuna dakikasında çıkıp, öğlen paydosu modundan yarım saatte çıkamayan memurun vatana millete faydasını siz değerlendirin.Alnını teri ile vazifesinin eri olan memurumuza lafımız yok elbette…Sırf isdihtam sağlama adına ya da birinin dayısı, birinin yeğeni olarak bi kuruluşun başına musallat edilmişlerin dönen çarka çomak olması kabul edilebilecek iştir diyorsanız siz kabullenedurun.

Özel sektör zor, sosyal olanakları kısıtlı deyip çareyi devlet kayığına binmekte arayanlar, kapasitesinin üstünde yük alan kayığın batmaya mahküm olduğunu da bilmelidirler. Ama özel sektörde hak mücadelesi yapmak da yine aydınlık beyinlerin gençliğin elinde. Bi düzen kurmak, bi düzene çark olmaktan daha kolaydır bazen. Sadece daha fazla çalışmayı, kararlı ve dik durmayı, azmetmeyi göze almalısınız.

Azmetmezseniz, hazmetmek zorunda kalırsınız…

5th Eki

İyi kızdı
Sakin sessiz ve hırssızdı
Kandırıldı, çok kızdı
Saf fikrine hırs sızdı
Aşksız, ıssız, hırsız oldu…