madımak diyenlere başbağlar, başbağlar diyenlere madımak hatırlatılır… unutma, unutturma sloganlarıyla ölüler yarıştırılır… güneş, deniz, kum hikaye, bu memlekette temmuzun geldiği böyle anlaşılır…
kırık kulp
kırkbir küpünün, kulpu kırık küpü kırk memleketin…
ne kırık kırk kulpu mani sevmeye ne de ırk memleketin…
sıfır
sıfırsın hayatımda, belkide bu yüzden pahalıya mal oldun bana…
nesimi’ler
Hallacı Mansurun felsefesiyle yürüyüp “enel hak” diyen ve bu yüzden de derisi yüzülerek öldürülen divan şairi seyyid nesimi, kendisinden çok sonra yaşamış halk ozanı kul nesimi ile karıştırılır genelde… birincisi enel hak dediği için 15. yy. da halepte öldürülen seyyid nesimi, diğeri ise en bilinen eseri ile haydar’ın sahibi(ben melanet hırkasını) kul nesimidir. seyyid nesimi şiirlerinde bolca arapça kelimeler bulabilirsiniz. kul nesiminki ise daha sade bir türkçedir. kul nesimi 17. yy da anadoluda, seyyid nesimi ise anadolyu gezip, diyarbakırda da bir ara kalmış olmasına karşın halep’te uzun süre ikamet etmiştir. seyyid nesimi hurufi-alevidir, kul nesimi ise bektaşi-alevidir. ali sevgisini anlatırken de bu farkı görebilirsiniz, kul nesimi haydar der, seyyid nesimi hurufilikte ali nin anlamını da bilerek bolca ali der. Ama her ikisi de söz ustasıdır vesselam, gelin varalım bu dem alemlerine dalalım;
Seyyid nesimi;
Bende sığmış iki cihan, ben bir cihana sığmazam,
Gevheri la mekan benem, kev ü mekana sığmazam.
Anlamı:
iki cihanı anlıyor ve kabullenebiliyorum ama bir cihan bana yetmiyor,
mekan ve mekansızlık cevheri bende ama şu varlık mekanı bana yetmiyor…
Kevn ü mekandır ayetüm, zata gider bidayetm,
Sen bu nişan ile beni bil ki nişana sığmazam.
Anlamı:
Bütün mekanlar ve alem varlığımın delilidir ve işin sonu da Allah’a varır
sen beni bu işaretle tanı ve bil, gerçi ben o işaret de beni tarif etmeye yetmez…
Kimse güman ü zann ile olmadı Hak ile biliş,
Hak’kı bilen bilir ki ben, zann ü gümana sığmazam.
Anlamı:
Hakkı bilenler ona kuşku ile bakmazlar,
Hakkı bilenler de bilir ki, kuşkular ve zan benim için yeterli değildir…
Surete bah u maniyi suret içinde tanı kim,
Cism ile can benem, veli cisme vü cana sığmazam.
Anlamı:
Surete bak, suretin içindeki manayı ve ruhu gör ve tanı
Suret de ruhda bende vardır, ancak ruh da suret de bana yetmez…
Hem sadefem, hem incüyem, haşr ü sırat esenciyim,
Bunca kumaş u raht ile ben bu dükkana sığmazam.
Anlamı:
Yani hem inciyi saran sedef’im hem de incinin kendisiyim ama sırattan geçmek üzere yeniden diriltileceğim
ama mal mülk işine kafa yoruyorum bunca giyecek ve binek le zannederim orası da bana yetmez…
Genci cihan benem ben uş, ayni iyan benem ben uş,
Gevheri kan benem ben uş, bahre vü kana sığmazam.
Anlamı:
mal mülk şöyle dursun hazinenin özü benim,
ben ne inci gibi okyanuslara sığarım, ne de okyanusların sığdığı yere sığarım…
Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam
Anlamı:
yeryüzü ve gökyüzünde de olduğu gibi benim var oluşumda da kaf ve nun harflerinin kudredi var (kaf ve nun Allah’ın “Kün” -“ol” emrini işaret etmektedir.)
kes sesini beni tarif etmeye kalkma çünkü ben sözlere ve anlamlara sığmam…
Gerçi muhiti azamem, adem adımdır ademem,
Dar ile kün fe kan benem, ben bu mekana sığmazam.
Anlamı:
gerçi bütün bu mühitin sahibi de benim, adem demişler insana ben bu yüzden ademim,
bu mühit de benim bu mühitte ol emri ile olan da benim ama ben bu mekana da sığmıyorum…
Can ile hem cihan benem, dehr ile hem zeman benem,
Gör bu latifeyi ki ben, dehr ü zamane sığmazam.
Anlamı:
Ruhla aynı cihanı paylaşan, âlemle aynı zamanı yaşayan benim.
Ancak şu tuhaf duruma bak ki, ben ne bu âleme, ne de bu zamana sığarım.
Encüm ile felek benem, vahyi bilen melek benem,
Çek dilini vü epsem ol, ben bu lisana sığmazam.
Anlamı:
Yıldızlarla felek benim. Vahiy de, onu getiren melek de benim.
Ey benim hakkımda konuşan kişi! Dilini tut ve konuşma, çünkü ben senin diline de sığmam.
Zerre benem, güneş benem, Çar ile penç ü şeş benem,
Sureti gör beyan ile, bil ki bu şana sığmazam.
Anlamı:
En küçük varlık da, güneş de benim. Dört (dört unsur: toprak, su, rüzgâr, ateş), beş (beş duyu) ile altı (altı yön: sağ, sol, ön, arka, üst, alt) da benim.
Sözle anlatılan görünüşe bak, ancak ben anlatmaya da sığmam.
Nar benem, şecer benem, Arşa çıhan hacer benem,
Gör bu odın zebanesin, ben bu zebana sığmazam.
Anlamı:
Ateş (Tur Dağı’nda Hz.Musa’nm gördüğü ateş) ile ağaç (Hz.Meryem’in hamileyken tutunduğu ağaç) benim. Göğün son katma çıkan taş da benim.
Bu ateşin zebanisini, yani cehennem meleğini gör. Çünkü ben bu dile de sığmam
Şems benem, kamer benem, şehd benem, şeker benem,
Ruhi revan bağışlarım, ruhi revana sığmazam.
Anlamı:
Güneş benim, ay benim, bal benim, şeker benim.
Herkese akıcı bir ruh bağışlarım, ancak kendim bu akıcı ruha sığmam
Gerçi bugün Nesimi’yem Haşimi’yem, Kureyşi’yem,
Bundan uludur ayetim, ayet ü şana sığmazam.
Anlamı:
Her ne kadar bugün Nesîmî diye anılmaktaysam da Kureyşî sülalesinin Haşimî boyundanım.
Bunun için delilim uludur, fakat bu yüzden şana ve delile sığmam
Kul Nesimi:
yaş
kalabalık şehirlerde tek başında yaşardım,
yalnızlıktı arkadaşım, okyanuslarca yaş ardım… hb
gurur
istemek için uzanan eller mi daha yorgundur,
vermek için uzanan mı mağrur,
isteyene mi yaraşır, yoksa verene mi gurur?
ay hali…
ay haline bak! deyip yerdiğinde halimi,
ay haline bakakaldım, ne manâ ey ahali…
4ört
al soyadımı dedim , al adının üstüne ört…
aynı çatı altında 365 çarpı dört
üşümesin diye…
üşümesin diye üzerine örttüm soyadımı, adının…
hayaller kursak-ta…
uçsuz bucaksız denizlere, engin gökyüzüne bakıp pembe hayaller kursak,
derken gerçekleri görerek heveslerimizi bıraktığımız yerdi kursak…
düzen
Sözün özü
çamurlarınız yapıştı duvarımıza, çamurunuzun hamurunun kanla karılmış karası, kan karası lekeler bırakırken, haykırası hortlamış bebeleri kandırdınız, taşı toprağı taşkınlık haline getirdiniz, cephe eyleyip meydanları, aş isteyen başlara cephane taşlar taşıttınız… güya sözünüz barıştı
söz barıştı, öz köz oldu…
barış kana, sözün özü dumana karıştı,
ulan 2
vur davulcu, vur ulan!
ilk biz olalım vurulan…
ulan 1
ah siz yok musunuz siz,
işine gelene tellal, gelmeyene sağır, dilsiz
her haltı siz bilirsiniz,
usul siz siniz, erkân siz,
edip sizsiniz, edep siz,
şeref sizsiniz, eşref siz,
dilde mürekkep izi yok, biz bilmeyiz, bir bilen siz
kılavuzunuz karga, efradınız bir bilensiz
siz misiniz halktan olan
az bilen çok lafı olan,
her hecesi yalan dolan,
zengin yine cebi dolan,
fakir yine fakir kalan,
bir ses çıksın, bir çığıran,
yok mu duyan, yeter ulan…
Yam yam
Toprak cömert, deniz mazlum, çalışmaz açız derdin,
Bunca bolluk içinde a gafil nedir derdin…
Çin’de böcek yiyeni pis, necis, deyip yerdin,
Sen öyle yaşasaydın babanı bile yerdin..