yaş

kalabalık şehirlerde tek başında yaşardım,
yalnızlıktı arkadaşım, okyanuslarca yaş ardım… hb

gurur

istemek için uzanan eller mi daha yorgundur,

vermek için uzanan mı mağrur,

isteyene mi yaraşır, yoksa verene mi gurur?

ay hali…

ay haline bak! deyip yerdiğinde halimi,
ay haline bakakaldım, ne manâ ey ahali…

4ört

al soyadımı dedim , al adının üstüne ört…

aynı çatı altında 365 çarpı dört

üşümesin diye…

üşümesin diye üzerine örttüm soyadımı, adının…

hayaller kursak-ta…

uçsuz bucaksız denizlere, engin gökyüzüne bakıp pembe hayaller kursak,
derken gerçekleri görerek heveslerimizi bıraktığımız yerdi kursak…

düzen

düzen saymayıp düzeni, düzenince düzenler var,
düzenlerin düzenini, düzenince bir düzen var…

Sözün özü

çamurlarınız yapıştı duvarımıza, çamurunuzun hamurunun kanla karılmış karası, kan karası lekeler bırakırken, haykırası hortlamış bebeleri kandırdınız, taşı toprağı taşkınlık haline getirdiniz, cephe eyleyip meydanları,  aş isteyen başlara cephane taşlar taşıttınız… güya sözünüz barıştı

söz barıştı, öz köz oldu…

barış kana, sözün özü dumana karıştı,

ulan 2

vur davulcu, vur ulan!
ilk biz olalım vurulan…

ulan 1

ah siz yok musunuz siz,

işine gelene tellal, gelmeyene sağır, dilsiz

her haltı siz bilirsiniz,

usul siz siniz, erkân siz,

edip sizsiniz, edep siz,

şeref sizsiniz, eşref siz,

dilde mürekkep izi yok, biz bilmeyiz, bir bilen siz

kılavuzunuz karga, efradınız bir bilensiz

siz misiniz halktan olan

az bilen çok lafı olan,

her hecesi yalan dolan,

zengin yine cebi dolan,

fakir yine fakir kalan,

bir ses çıksın, bir çığıran,

yok mu  duyan, yeter ulan…

Yam yam

Toprak cömert, deniz mazlum, çalışmaz açız derdin,
Bunca bolluk içinde a gafil nedir derdin…
Çin’de böcek yiyeni pis, necis, deyip yerdin,
Sen öyle yaşasaydın babanı bile yerdin..

Hayyam

Sanırım tezat edebi sanatının en müstesna icracısıdır. ilmi ve derin fikriyatı,  yüzeysel olarak incelendiğinde günümüzün anti-islamcıları için muhteşem bir kaynak gibidir. Oysa hayyam sivri bir tezatla yaşadığı yüzyılında, siyasi emellerini dini kullanarak gerçekleştirmeye çalışan yobazları eleştirmiş, İslam dünyasında oluturulmaya başlayan düşünce ve aklı reddeden yapının karşısında bulunmuş ancak iktidar mücadelesi, toplumsal sınıf mücadelelerinde iktidarların geniş kitleler üzerinde otoritelerini koruyabilmek adına dini kullanması neticesinde  sapkın ilan edilmiştir.

cennetin, ırmaklarından şaraplar akan, bir erkeğe 70 hurinin düştüğü bir yer olarak tanımlanmasına Ömer Hayyam:

Irmaklarından şaraplar akar diyorsun,
Cennet-i âlâ meyhane midir?
Her kula 70 huri  diyorsun,
Tövbe; Cennet-i âlâ kerhane midir?

dizesi ile karşı durmuştur…

Hayyam aynı zamanda çok iyi bir matematikçidir. Binom açılımını ilk kullanan bilim adamıdır. Dünyanın ilk rasathanesini kurmuş, günümüzde kullanılan Miladi ve Hicri Takvimlerden çok daha hassas olan Celali Takvimi’ni hazırlamıştır. Okullarda Pascal Üçgeni olarak öğretilen matematik kavramı aslında Ömer Hayyam tarafından oluşturulmuştur. Matematik, astronomi konularında dünyanın önde gelen bilim adamlarındandır. Birçok bilimsel çalışması olduğu bilinmektedir. beğendiğim bazı rubailerini paylaşmak isterim…

Gökte bir öküz varmış, adı Pervin;
Bir öküz de altındaymış yerin.
Sen asıl iki öküz arasında
Tepişmesine bak şu eşeklerin!

Eşşek anlamaz…

Vur eşşeen sırtına tekdirden anlamaz,
Hoş görüden anlamaz, hoş laftan anlamaz
Ver zopayı affetme,  atasından ar edip
Eşşooğlueşektir hoş, -aftan anlamaz… HBB

İç’im İç’in için…

yok ki silüetinle işim
ta içinle benim derdim
iç’in için,yanar iç’im
için için yanar hemde..
seninde  iç’in, için için yanar mı,
iç’im iç’in için, için için yandığı için…
HBB

Ah Muhsin Ünlü

RESULULLAHLA BENİM ARAMDAKİ FARKLAR

Resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim.
Resulullah yolda Ebu Bekir’i görse ‘Es Selamu Aleyküm Ya Sıddık’ derdi,
ben yolda Ebu Bekir’i görsem tanımam.
Resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
Ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.

Resulullah Azrail’i yolda görse tanırdı;
ben Azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.

Resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey Allah’ın Resulü;
fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?

Resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki ‘Kızım ha gayret!’;
ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ‘Anneciğim ölmesen…’

Ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki ‘Anneciğim seni ben…’;
Annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz.

Resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.

Ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının

Anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…

Resulullah çok şanslı bir insan
annesi öldüğünde o küçücüktü;
benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.

Annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!

Olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
Verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
Resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
Nasıl olsa Resulullah da ölü annem de ölü.

Muhsin Ünlü (Onur Ünlü)

bir zamanlar şizofrengi de yazan ve “gidiyorum bu…” isimli bir de şiir kitabı bulunan şizofrenik şair… ona göre şiir yazılmaz şiirilir… okurken kal hali vasıl olması gibi muhtemel yan etkileri vardır. tutmayan bir çok televizyon dizisinin altına imzası var da son döneme mührünü vuran leyla ile mecnun’un da yönetmenidir kendileri… dediğim gibi şizorfenik takılması hasebiyle anlaşılma güçlüğü çektiğini hissettiğim filmleri “Güneşin Oğlu” ve “Polis”ten sonra  “Beş Şehir” gibi harikulade bir filmi seyretimize sunmuş hakkı olan ödülleri almıştır.  takdiri ve takibi lüzüm gelir…