Bi evim olsa – Armakent

Yiğit Özgür

Sabah saat sekizde uyanıyorum. Oğlum Keremsu’yu okuluna götürüyorum, ama bırakmıyorum. Çünkü okulu çok pis.Özel hocası var, onu alıp eve geçiyoruz. Ne olur ne olmaz, dersten önce hocayı güzelce yıkıyorum. Kirini bokunu iyice akıtıyorum.

Onlar derse başlayınca ben de gazetelere göz gezdiriyorum. Siyasetle yakından ilgiliyim. Ak Partisi, CHPC-e, MHKP-C, hepsini biliyorum. Terör örgütü KKTC’den nefret ediyorum. Ülkemizi bölmek isteyenler defolup gidebilirler mi lütfen?…Teşekkürleeeer.

Ülkemizde yaşayan insanların aç ve işsiz olmaları, pis kokmaları beni çok üzüyor. Dört kişilik bir ailenin mutfak masası çok küçük bence. Orada yiyemezler. Dolayısıyla aç kalıp pis kokarlar. Kişi başına düşen gayrı sufi filli hafıza da çok düşük. Arttırılabilir mi lütfen?

Ve laiklik… Yani din ve devlet bahçeli’nin birbirinden ayrılması. Bunu yapmak bu kadar zor olmamalı. Artık benim halkımın din istismarıyla kandırılmasını istemiyorum. Bu ülkede yaşayanların çoğu insandır bunu unutmayalım. Zaten %98’i Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Kalan %2 de aptaldır Aziz Nezin’in dediği gibi.

Kimse kimsenin dini inançlarına saygısızlık etmesin. Kimse Allah’la arama girmesin. Ayrıca ezanla da arama girmesinler. Eskiden ne güzel ezan Türkçe okunuyormuş… Camii falan da Türkçeymiş. Haa, yine Türkçe olsa namaza gider misin derseniz gitmem ama italyanca olursa belki iki rekatto kılarım. Hah hah haay, selam sana cehennem!!! Şaka şaka tövbe.Askerlerimizi çok seviyorum. Onlar olmasa rahat uyuyamazdık. Şimdi uyuyoruz. Bence daha çok silah, uçak ve albay satın almalıyız. Güzel bir şarkımız var bununla ilgili: Erler erbaşa, erbaşlar fidana, fidanlar ağaca çıkmalı yurdumda. Bedelli askerlik bekleyen gençlerimize de buradan seslenmek istiyorum: inşallah çıkmaz.Polislerimize tavsiyem biber gazı kullanmasınlar lütfen. Rezalet bir kokusu var ve haftalarca insanın üstünden çıkmıyor. Ben de biber gazı taşıyordum oradan biliyorum. Bir gün fakir bir adamcağıza çok acıdım. Ölsün diye sıktım.Sigara içtiği için alev aldı, yandı öldü. Ne demişler: Biber gazı yanmasın. Anlamı: Fakirler yanmasın, şeker de yerken ölebilsinler… Elbette kesme şekerden bahsediyorum. Yutella yiyen bir fakir düşünemiyorum. Keza Hariboru.Üçüncü sayfa haberlerini hemen geçiyorum çünkü genelde kokan insanlarla ilgili haberler oluyor. Pis pis ölüyorlar. Asansöre falan sıkışıyorlar, hemen bi tarafları kopuyor. Motosiklete biniyolar, hoop kafaları kopuyor…Hiç sevmem kafası kopan insanı. Zorla değil ya? Ayrıca ölüp gitseler neyse Leş gibi de kokuyorlar. Bari ölünce kokmasınlar. Tarım ve Köy yumurtası Bakanlığı’nın bu konuda yapacak bir şeyleri olmalı. Ayrıca enerji ve tabii ki de kaynaklar bakanlığı… Ya ne olacaktı?Elbette ülkemizde güzel şeyler de oluyor. Mesela biz yardım baloları düzenliyoruz. Oradan topladığımız paralarla daha büyük yardım baloları yapmaya çalışıyoruz. Balodan aldığımızı yine baloya yatırıyoruz yani, cebimize atmıyoruz.Bazen de defileler düzenleyip kendi tasarımlarız olan kıyafetleri sergiliyoruz. Satılan kıyafet olursa gelirini kimsesiz ve beyinsiz çocuklara gönderiyoruz. Ama maalesef pek satış olmuyor. O zaman da kıyafetleri yolluyoruz çocuklara. Yazık o kadar seviniyorlar ki, hemen kokuyorlar.Biraz da spor: Dünya kupasını takip etmeye çalışıyorum ama bu konuda çok bilgili değilim. Paraguay ile Uruguay’ın farkı nedir deseniz bilmem. Ama ortak noktaları nedir, iyi bilirim. Kokuyorlar…Ayrıca ne zaman kamera onları çekse çimlere kusuyorlar. Öbürküler de bazen tükürüyor ama temiz temiz. Tuf! Diye minik top kağıt mendil gibi bişey çıkarıyorlar. Pele yaşasaydı bence o da kusardı.

Yiğit Özgür / 17.06.2010

İstanbul

Şimdi FATİH kalksa mezarından, ne ben onu tanırım ne o beni tanır.
Ama İstanbul’u Bizanslılar almış deyip bir daha savaşır…

Necip Fazıl Kısakürek

bir ilanın macerası


Bir ilanın macerası
Yükleyen interkey. – Tüm sezonlar ve tüm bölümler

reklamcı rehberi

Mecnun’un Cehaleti

Mecnûn ile bir mekteb-iaşk içre oturduk
Ben
Mushaf’ı hatmettim, o “Ve’l-Leyl”de kaldı

La’edri

Şair Eşref

Osmanlı son döneminin ağır hiciv üstatlarından şair eşref’in bir kaç eseri…

Vakt-i istibdatta söz söylemek memnu idi
Ağlatırdı ağzını açsan hükümet ananı
Devr-i hürriyetteyiz şimdi değişti kaide
Söyletirler evvela sonra ağlatırlar ananı

—————————————————

“bir soğan soyuluyor yaşarıyor da gözler
bir devlet soyuluyor aldırmıyor öküzler ”

—————————————————–

kişi,kamil oldu mu üstad mertebesinde,
ona madde üstünde bir değer vereceksin…
baktin ki; hali, tavri değişti meclise gelişte,
çüüşşş…deyip,sirtina bir semer vereceksin.

—————————————————–

Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için
Gelmesin reddeylerim, billahi öz kardesimi
Gözlerim ebnayi ademden o türbe yildi kî
Istemem ben fatiha, tek çalmasinlar tasimi. (ilginçtir; şairin korktuğu başına gelmiş ve mezar taşı çalınmıştır.)

değişen bandırma…

Bandırma Belediyesi Süreli Yayını “Değişen Bandırma” kapak çalışmaları

su gelecektir…

Bandırma Belediyesi “su tasarrufu” projesi / afiş çalışması

değişim kapak

Değişim dergisi kapak tasarımı, kapak konusu “TEKSTİLDE TEŞVİK YASASI”

değişim2

değişim

antiemperyalizm

bağımsızlık fikrini bağımlılık haline getirip, bağlılıkları (inanç, kültür, örf) bağımsızlık adına ezmeye-eritmeye çalışmanın adı antiemperyalizm olmasa gerek. dindarları, muhafazakarları, inanarak inancını yaşamak isteyenleri ve onların bu yaşama savaşının bayraktarlığını yapanları “üçkağıtçılarrrr” diyerek damgalamak ve gerçek vatan satıcılarla aynı kefeye koyup tartıp sonrada yaşasın laiklik naralarına satmak emperyalizmin tam da istediği şey değil midir? tam bağımsız olabilmek; tek amacı özgürce yaşamak, okumak, çalışmak  isteyen de engel olunanların  fikrine zikrine kulak vermek  saygı duymaktır. o fikrin ifadesi için göğsünü siper edebilmektir. yoksa “sözde hak savunucu” birileri çıkar,  onlara “sözde” sahip çıkar, kandırır, amiyene tabirle üç kağıtlarına ataç eder, siz de emperyal emperyal antiemperyalizm savunuculuğu yaparsınız…

efor gençler tercümanlık

çevre haftası