Dirilmek vakti

Ölmedikçe doğmak yasak bize! Bir kere düşer insan yeryüzüne, bir kere! O hâlde şimdi ölmek sırası! Derken, bir bakarsın gelmiş, dirilmek… ve nazlanmak sırası!

Dücane Cündioğlu

Şah’a giderim

alınmış abdesti aldırırlarsa
kılınmış namazı kıldırırlarsa
sizde şah diyeni öldürürlerse
bende bu yayladan şaha giderim

Pir Sultan Abdal

UĞURlama…

Dost ne gün belli olursa, o gün yanında olmak

Doyasıya sarılmak, emanete, selamete salmak,

Uğuruyla  gelmemiş uğurlu görünenler,

Feleğin sillesini, okkasıyla hissetmek ne ise işte o.

Kardeş bilmek,

Uğurlamak istemek, UĞURlayamamak…

Hayde Uğurlu teskereler…

30tuz

Kapı çaldı…
Oturdu içime, keyfime Ot ttıkadı,
pastanın üstünde 3 deste mumla gelen ses,
kim o…
otuz…
hay Allah! evde yokuz…
ziyanı yok.
son kum tanesi geçene kadar boğazdan
emaneti taşıyoruz.
bitkisel yaşıyorduk ya zaten,
bundan sonra püsküllü otuz…

Tükendik bile…

Biz ki ; Akif’in ve Nazım Hikmet’in

Ahmet Haşim’in ve Pir Sultan’ın Derdinden Anlarız,

Tamburi Cemil Bey’den de islav kederinden de

özge zevkler devşiren dervişleriz ki yaremiz merhem kabul etmez,

sayılmayız parmağile, kokteyllerden sormağile,

köfteye saplanan kürdan mızrağiyle belli olmaz ahvalimiz,

ama tükeniriz kırmağile,

tükendik bile, hüvel bakî

….Hüsrev Hatemi….

İzafiyet Teorisi – Fuzuli

Şeb-i yeldayı muneccim muvvakkıt ne bilir

Müptela-i derd-i gâm’a sor kim geceler kaç saattir.

Cem Sultan

Ne gün yüzünde meh kalır hurşit

Ne yer yüzünde Cem kalır ne Cemşit

topuk dikeni

rentıp için hazırlanan ESWT topuk dikeni tedavisi ile ilgili bi reklam çalışması…

AŞAKA

Dev ağaçların dibinde biten bir sarmaşık türüdür aşaka. Tutunduğu ağacı öylesine sarar ki, bir müddet sonra ağaç sarmaşıktan ibaret olur. Kaybolur dev ağaçlar aşakanın kollarında. Aşaka ağacı oluverir birden… Sanırım bu yüzdendir; bir başkasını kendinden bir parça eden duyguya “aşk” denmesi…

alex grey’den muhteşem bir multimedya tasarım

being

Rentıp – Göz

Bi evim olsa – Armakent

Yiğit Özgür

Sabah saat sekizde uyanıyorum. Oğlum Keremsu’yu okuluna götürüyorum, ama bırakmıyorum. Çünkü okulu çok pis.Özel hocası var, onu alıp eve geçiyoruz. Ne olur ne olmaz, dersten önce hocayı güzelce yıkıyorum. Kirini bokunu iyice akıtıyorum.

Onlar derse başlayınca ben de gazetelere göz gezdiriyorum. Siyasetle yakından ilgiliyim. Ak Partisi, CHPC-e, MHKP-C, hepsini biliyorum. Terör örgütü KKTC’den nefret ediyorum. Ülkemizi bölmek isteyenler defolup gidebilirler mi lütfen?…Teşekkürleeeer.

Ülkemizde yaşayan insanların aç ve işsiz olmaları, pis kokmaları beni çok üzüyor. Dört kişilik bir ailenin mutfak masası çok küçük bence. Orada yiyemezler. Dolayısıyla aç kalıp pis kokarlar. Kişi başına düşen gayrı sufi filli hafıza da çok düşük. Arttırılabilir mi lütfen?

Ve laiklik… Yani din ve devlet bahçeli’nin birbirinden ayrılması. Bunu yapmak bu kadar zor olmamalı. Artık benim halkımın din istismarıyla kandırılmasını istemiyorum. Bu ülkede yaşayanların çoğu insandır bunu unutmayalım. Zaten %98’i Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Kalan %2 de aptaldır Aziz Nezin’in dediği gibi.

Kimse kimsenin dini inançlarına saygısızlık etmesin. Kimse Allah’la arama girmesin. Ayrıca ezanla da arama girmesinler. Eskiden ne güzel ezan Türkçe okunuyormuş… Camii falan da Türkçeymiş. Haa, yine Türkçe olsa namaza gider misin derseniz gitmem ama italyanca olursa belki iki rekatto kılarım. Hah hah haay, selam sana cehennem!!! Şaka şaka tövbe.Askerlerimizi çok seviyorum. Onlar olmasa rahat uyuyamazdık. Şimdi uyuyoruz. Bence daha çok silah, uçak ve albay satın almalıyız. Güzel bir şarkımız var bununla ilgili: Erler erbaşa, erbaşlar fidana, fidanlar ağaca çıkmalı yurdumda. Bedelli askerlik bekleyen gençlerimize de buradan seslenmek istiyorum: inşallah çıkmaz.Polislerimize tavsiyem biber gazı kullanmasınlar lütfen. Rezalet bir kokusu var ve haftalarca insanın üstünden çıkmıyor. Ben de biber gazı taşıyordum oradan biliyorum. Bir gün fakir bir adamcağıza çok acıdım. Ölsün diye sıktım.Sigara içtiği için alev aldı, yandı öldü. Ne demişler: Biber gazı yanmasın. Anlamı: Fakirler yanmasın, şeker de yerken ölebilsinler… Elbette kesme şekerden bahsediyorum. Yutella yiyen bir fakir düşünemiyorum. Keza Hariboru.Üçüncü sayfa haberlerini hemen geçiyorum çünkü genelde kokan insanlarla ilgili haberler oluyor. Pis pis ölüyorlar. Asansöre falan sıkışıyorlar, hemen bi tarafları kopuyor. Motosiklete biniyolar, hoop kafaları kopuyor…Hiç sevmem kafası kopan insanı. Zorla değil ya? Ayrıca ölüp gitseler neyse Leş gibi de kokuyorlar. Bari ölünce kokmasınlar. Tarım ve Köy yumurtası Bakanlığı’nın bu konuda yapacak bir şeyleri olmalı. Ayrıca enerji ve tabii ki de kaynaklar bakanlığı… Ya ne olacaktı?Elbette ülkemizde güzel şeyler de oluyor. Mesela biz yardım baloları düzenliyoruz. Oradan topladığımız paralarla daha büyük yardım baloları yapmaya çalışıyoruz. Balodan aldığımızı yine baloya yatırıyoruz yani, cebimize atmıyoruz.Bazen de defileler düzenleyip kendi tasarımlarız olan kıyafetleri sergiliyoruz. Satılan kıyafet olursa gelirini kimsesiz ve beyinsiz çocuklara gönderiyoruz. Ama maalesef pek satış olmuyor. O zaman da kıyafetleri yolluyoruz çocuklara. Yazık o kadar seviniyorlar ki, hemen kokuyorlar.Biraz da spor: Dünya kupasını takip etmeye çalışıyorum ama bu konuda çok bilgili değilim. Paraguay ile Uruguay’ın farkı nedir deseniz bilmem. Ama ortak noktaları nedir, iyi bilirim. Kokuyorlar…Ayrıca ne zaman kamera onları çekse çimlere kusuyorlar. Öbürküler de bazen tükürüyor ama temiz temiz. Tuf! Diye minik top kağıt mendil gibi bişey çıkarıyorlar. Pele yaşasaydı bence o da kusardı.

Yiğit Özgür / 17.06.2010

İstanbul

Şimdi FATİH kalksa mezarından, ne ben onu tanırım ne o beni tanır.
Ama İstanbul’u Bizanslılar almış deyip bir daha savaşır…

Necip Fazıl Kısakürek

bir ilanın macerası


Bir ilanın macerası
Yükleyen interkey. – Tüm sezonlar ve tüm bölümler