Türkiye muhafazakar bir ülke(mi)dir…

Muhafazakar özgürlük, daha fazla başörtülü, daha fazla sakallı, daha fazla camili, daha fazla imamlı olmak anlamına mı gelir… Bütün bunlara fazlası ile sahip ama ikiyüz senedir batının piyonu olmuş arap yarım adası muhafazakar mıdır mesela?

Muhafazakarlığın olmazsa olmazı, milli hassasiyet, sosyal adalet, toplumsal örfe saygı, geleneğe bağlılık, onurlu vatandaşlık, hakka riayet, Hak’a iman, kavramlarını ne kadar muhafaza ediyoruz?

Daha rahat namaz kılmak, ibadetin gereğini istediği yerde istediği gibi yerine getirmek, uygun fiziksel atmosferi yakalamak islami bir yaşayış için yeterli mi?

Başörtümle yaşayabiliyorum, namazımı kılabiliyorum gerisi beni ilgilendirmez demek islami bir ölçümüdür?

Toplumsal refah, ev ekonomisinden ibaret midir?

Giyimiyle kuşamıyla, gündelik yaşamıyla, dinin fiziksel bütün şartlarını yerine getiren ve maddi olarak da hiçbir sıkıntısı olmayan islam ülkeleri yok mu? Bu ülkelerin Gazze’de, Suriye’de, Türkmeneli’nde, Afganistan’da, Arakan’da sessiz kalması, şuan içine sürüklendiğimiz sözde islam anlayışının bir parçası olabilir mi acaba?

Başımızdakiler namazında niyazında, inançlı (!) insanlar deyip, geriye kalan yöneticilik vasıflarının hiçbirini sorgulamamak ne kadar müslümanca?

“Kişinin namazına, orucuna bakmayın; konuştuğunda, doğru konuşup konuşmadığına, kendisine emniyet edildiğinde, güvenilirliğini ortaya koyup koymadığına; dünya kendisine güldüğünde, takvayı elden bırakıp bırakmadığına (menfaat anındaki tavrına) bakıp öyle değerlendirin.” (Kenzul-Ummal, h. No: 8435) Hadis-i Şerif’i hiç mi kaygılandırmıyor seni.

“Vicdanın kabul etmediği hiçbirşey islami değildir” demiyor muydu Gazali…
“Tek yol islam” deyip harama göz yummak, “Ya Allah” diye yola çıkıp, yalana “eyvallah” demek, “Bismillah” diye işe başlayıp, “bize de bişeyler düşer inşallah” hesaplarıyla inanç tüccarlığı yapmak vicdani midir?

“Müslüman haram yemez, yolsuzluk yapmaz, kul hakkından korkar”dı ya hani, şöyle bir bak etrafına; harama bulaşmayan esnaf, yolsuzluk yapmayan idareci, vazifesini hakkı ile yapıp, kul hakkı yemediğinden emin memur görebilir misin? Ticarete bulaşıp vergi usulsüzlüğü yapmayan kaldı mı? ve herşey “olağan”, “olmazsa olmaz”, “o kadar olur”larla basitleştirilerek kabul edilir hale gelmedi mi?

Şükürler olsun ki neyin doğru neyin yanlış olduğuna bizim adımıza karar veren, muhafazakar(!) idareciler tarafından yönetiliyoruz… Gidişatta sorumluluğumuz yok…(!)

Müslümanca yaşamaya uğraşmayalım, müslüman(mış) gibi yaşamak yetiyor bize…

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published. Please enter your name, email and a comment.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>