Şort metaforu…

yaşlı adam her basamağında soluklanarak çıktığı merdivenleri aşarak bindiği tıklım tıklım otobüste kısa titrek adımlarla ileleyerek kendisine yer verecek bir genç yüz aradı oturanlar arasında… otobüsün doluluğu nedeniyle kendisini farkedebilecek 3-5 koltuk vardı… umutla süzdü… tesadüf o ki o koltukların birinde kayınvalidesiyle birlikte oturan hamile bir hanım, diğerinde kucağındaki minik bebeği zaptetmeye çalışan genç bir anne, bir diğerinde de koltuk değneğini yanına yaslamış engelli bir adamcağız oturuyordu… geriye bir tek koltuk kalıyordu… gördüğü kadarıyla genç ve sağlıklı bir hanımkıza benziyordu… ayakta duranlar da bu hanım kızın kendisine yerverebileceğini düşündüklerinden olsa gerek o yöne doğru kendisine müsaade ettiler…
amca otobüsün hareketinin de verdiği düşme korkusu ile bi hamlede kız cağızın başında dikiliverdi… ne varki hanımkız camdan dışarı bakıyor kendisini görmüyordu… ses etmedi… bekledi… kendisini görünce yer vereceğinden emindi. Yorgunluğu yüzünden okunuyordu… ama kız kafasını çevirmiyordu… daha fazla sabredemedi çünkü dizleri titremeye başlamıştı… “kızım” diye seslendi… bekledi… kızda hiçbir hareket yok… hanım kız çok dalgın olmalıydı… hafifçe eğilerek tekrar, “kızım bana müsade edebilir misin çok yorgunum da…” dedi utanarak… yazık ki kız onu duymuyordu… saçları ile kapanan kulaklarındaki kulaklık yaşlı adamın sesini harcamıştı… durumu gören ve amcanın çaresizliğini farkeden genç adam kulağındaki zımbırtı yüzünden dünya ile bağlarını kesen  genç kızın omzuna hafifçe dokunarak “hanfendi amcaya yer verebilir misiniz, adamcağız ayakta duramıyor da…” demesine kalmadı kızılca kıyamet kopuverdi… “sen bana nasıl dokunursun yaaa.. sapık…” ve arkasından bir şok daha “biz görmüyo muyuz…”beklemediği tepki karşısında genç adam donup kalmıştı… kızın şirretliği karşısında olaya tanık olanlardan hiçbiri araya girerek okları üzerine çekmek istemiyordu… sanırım biraz da yaşlı adama yer vermeyen kız durumunda kalma suçluluk psikolojisinin de etkisiyle susmuyordu… öyle ki genç adamı bırakıp ihtiyara döndü… “ayakta duramıyon ne otobüslerde geziyon”, “çok rahat etmek istiyosan taksi tut”… aman yarabbi… yaşlı adam neye uğradığını şaşırmıştı… bu çok aşırı bir tepkiydi… tamam kızım haklısın diyebildi adamcağız… seslendi kız “şofööör durur musun…” en yakın durak da durmak için biraz daha gaza basan şoförü de payladı “dursana ya, gerizekalımısın, incem…”hasbinallah” deyip durdurdu otobüsü kaptan… o ana kadar buz kesilen ve çıt çıkmayan otobüsten,söylene söylene inen kızın ardından müthiş bir uğultu yükseldi… çık çık sesleri… homurdanmalar…
yaşlı adam böylesi bir tepki ile karşılaşacağını bileydi sanırım hiç yanaşmazdı. Yolculuğu ayakta tamamlasaydı bu kadar yorulmazdı.ve oturdu koltuğuna… yaşadığı heyecan yüzünden hızla atan kalbine nefes yetiremeyordu ciğerleri… derin derin soluklandı… soluklandı… otobüs kendi arasında mevzuyu tartışırken yaşlı adam kriz geçiriyordu… bir kez daha derin bir nefes aldı… arkasına yaslandı ama başı önüne düştü… açık kalan gözleri camdaki etiketi işaret ediyordu… bu koltuk hamileler ve çocuklular ile engelli, hasta, yaşlı ve gazilere aittir…
Otobüste mini şortundan dolayı taciz edildiğini iddia eden voleybolcu kızcağızın çığlıklarına sessiz kalmayan Y.OZDİL’in “Bu yazı kız babalarına” başlıklı yazısını okuduktan sonra paylaşmak istedim yukarıdaki yazıyı… abimiz bayanların spora katılımından girmiş, kız babalarına verdiği derin mesajla çıkmış… “kızınız zontalar ülkesinde yaşasın istemiyorsanız şort giydirin”… mevzu yeni bir tacize meyyal giyim tartışmasına döner mi bilmem ama en gelişmiş memleketlerin bile zonta kadrosunun daima kabarık olduğu değiştirilmesi güç bir gerçek… ve yazık ki yakın gelecekte zontaların azalacağı konusunda da ikna edici bir veriye ulaşamadım…hal böyle iken zontaların zokasına yem saplamaktan öte nedir bilemedim bu tavsiyenin derun manasında gizlenenin…
Edep, adap, saygı ile bezenen ve nezakete bürünüp, asalet giyinen kızların babaları bu yazıdan nasıl bir ders çıkarırlar ve yozdilin çağrısına nasıl kulak verirler bilmiyorum ama toplumla bilikte yaşama adabını kızının zihnine nakşetmek herhalde bir babanın kızına vazifeleri arasında giyim kuşamı ile ilgili telkinlerinden evvelde durur kanısındayım. Siz adab-ı muhaşereti şorttan kıymetsiz sayarsanız gün gelir ayakta kalan amca siz olursunuz. o genç adam bir daha aynı girişimde bulunup sapık diye yaftalanma riskini göze almaz. bide bakmışsınız sapık olmuşsunuz yada ihtiyar zonta…

yaşlı adam her basamağında soluklanarak çıktığı merdivenleri aşarak bindiği tıklım tıklım otobüste kısa titrek adımlarla ileleyerek kendisine yer verecek bir genç yüz aradı oturanlar arasında… otobüsün doluluğu nedeniyle kendisini farkedebilecek 3-5 koltuk vardı… umutla süzdü… tesadüf o ki o koltukların birinde kayınvalidesiyle birlikte oturan hamile bir hanım, diğerinde kucağındaki minik bebeği zaptetmeye çalışan genç bir anne, bir diğerinde de koltuk değneğini yanına yaslamış engelli bir adamcağız oturuyordu… geriye bir tek koltuk kalıyordu… gördüğü kadarıyla genç ve sağlıklı bir hanımkıza benziyordu… ayakta duranlar da bu hanım kızın kendisine yerverebileceğini düşündüklerinden olsa gerek o yöne doğru kendisine müsaade ettiler…
amca otobüsün hareketinin de verdiği düşme korkusu ile bi hamlede kız cağızın başında dikiliverdi… ne varki hanımkız camdan dışarı bakıyor kendisini görmüyordu… ses etmedi… bekledi… kendisini görünce yer vereceğinden emindi. Yorgunluğu yüzünden okunuyordu… ama kız kafasını çevirmiyordu… daha fazla sabredemedi çünkü dizleri titremeye başlamıştı… “kızım” diye seslendi… bekledi… kızda hiçbir hareket yok… hanım kız çok dalgın olmalıydı… hafifçe eğilerek tekrar, “kızım bana müsade edebilir misin çok yorgunum da…” dedi utanarak… yazık ki kız onu duymuyordu… saçları ile kapanan kulaklarındaki kulaklık yaşlı adamın sesini harcamıştı… durumu gören ve amcanın çaresizliğini farkeden genç adam kulağındaki zımbırtı yüzünden dünya ile bağlarını kesen  genç kızın omzuna hafifçe dokunarak “hanfendi amcaya yer verebilir misiniz, adamcağız ayakta duramıyor da…” demesine kalmadı kızılca kıyamet kopuverdi… “sen bana nasıl dokunursun yaaa.. sapık…” ve arkasından bir şok daha “biz görmüyo muyuz…”beklemediği tepki karşısında genç adam donup kalmıştı… kızın şirretliği karşısında olaya tanık olanlardan hiçbiri araya girerek okları üzerine çekmek istemiyordu… sanırım biraz da yaşlı adama yer vermeyen kız durumunda kalma suçluluk psikolojisinin de etkisiyle susmuyordu… öyle ki genç adamı bırakıp ihtiyara döndü… “ayakta duramıyon ne otobüslerde geziyon”, “çok rahat etmek istiyosan taksi tut”… aman yarabbi… yaşlı adam neye uğradığını şaşırmıştı… bu çok aşırı bir tepkiydi… tamam kızım haklısın diyebildi adamcağız… seslendi kız “şofööör durur musun…” en yakın durak da durmak için biraz daha gaza basan şoförü de payladı “dursana ya, gerizekalımısın, incem…”hasbinallah” deyip durdurdu otobüsü kaptan… o ana kadar buz kesilen ve çıt çıkmayan otobüsten,söylene söylene inen kızın ardından müthiş bir uğultu yükseldi… çık çık sesleri… homurdanmalar… yaşlı adam böylesi bir tepki ile karşılaşacağını bileydi sanırım hiç yanaşmazdı. Yolculuğu ayakta tamamlasaydı bu kadar yorulmazdı.ve oturdu koltuğuna… yaşadığı heyecan yüzünden hızla atan kalbine nefes yetiremeyordu ciğerleri… derin derin soluklandı… soluklandı… otobüs kendi arasında mevzuyu tartışırken yaşlı adam kriz geçiriyordu… bir kez daha derin bir nefes aldı… arkasına yaslandı ama başı önüne düştü… açık kalan gözleri camdaki etiketi işaret ediyordu… bu koltuk hamileler ve çocuklular ile engelli, hasta, yaşlı ve gazilere aittir…
Otobüste mini şortundan dolayı taciz edildiğini iddia eden voleybolcu kızcağızın çığlıklarına sessiz kalmayan Y.OZDİL’in “Bu yazı kız babalarına” başlıklı yazısını okuduktan sonra paylaşmak istedim yukarıdaki yazıyı… abimiz bayanların spora katılımından girmiş, kız babalarına verdiği derin mesajla çıkmış… “kızınız zontalar ülkesinde yaşasın istemiyorsanız şort giydirin”… mevzu yeni bir tacize meyyal giyim tartışmasına döner mi bilmem ama en gelişmiş memleketlerin bile zonta kadrosunun daima kabarık olduğu değiştirilmesi güç bir gerçek… ve yazık ki yakın gelecekte zontaların azalacağı konusunda da ikna edici bir veriye ulaşamadım…hal böyle iken zontaların zokasına yem saplamaktan öte nedir bilemedim bu tavsiyenin derun manasında gizlenenin…
Edep, adap, saygı ile bezenen ve nezakete bürünüp, asalet giyinen kızların babaları bu yazıdan nasıl bir ders çıkarırlar ve yozdilin çağrısına nasıl kulak verirler bilmiyorum ama toplumla bilikte yaşama adabını kızının zihnine nakşetmek herhalde bir babanın kızına vazifeleri arasında giyim kuşamı ile ilgili telkinlerinden evvelde durur kanısındayım. Siz adab-ı muhaşereti şorttan kıymetsiz sayarsanız gün gelir ayakta kalan amca siz olursunuz. o genç adam bir daha aynı girişimde bulunup sapık diye yaftalanma riskini göze almaz. bide bakmışsınız sapık olmuşsunuz yada ihtiyar zonta…

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published. Please enter your name, email and a comment.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>